Elif Günal “AŞKÇAKOCA Küçük Şehrin Büyük Aşkları” kitabını yorumladı
İbrahim Bilgin’in daha önce yayın hayatına kazandırdığı “Küçük Şehrin Büyük Hikayesi Akçakoca” Kitabının editörü olan Elif Günal, Bilgin’in son kitabı olan AŞKÇAKOCA kitabını yorumladı. Günal, ”Bazı şehirler vardır ki onların ruhunu anlamak için sadece gözle görmek yetmez; dokunmalı, hissetmeli ve o ruhun içinde kaybolmalısınız. Akçakoca, işte tam da böyle bir şehir.” ifadelerini kullandı.
İşte Yazar Elif Günal’ın AŞKÇAKOCA kitabı hakkındaki yorumları
Akçakoca: Tarihin, Doğanın ve Aşkın Şehri
Bazı şehirler vardır ki onların ruhunu anlamak için sadece gözle görmek yetmez; dokunmalı, hissetmeli ve o ruhun içinde kaybolmalısınız. Akçakoca, işte tam da böyle bir şehir. Karadeniz’in kıyısında, doğanın yeşili ile denizin mavisini birbirine kavuşturan bu güzel kasaba, yalnızca doğasıyla değil, hikâyeleriyle de insanı büyüler.
Bu yazıyı yazarken, elimde bir yazarın kelimelerle ördüğü hayat hikâyeleri var: İbrahim Bilgin’in kaleme aldığı Aşkçakoca kitabı. Kitap, Akçakoca’yı yalnızca bir coğrafya olarak değil, bir ruh hâli, bir yaşam felsefesi olarak anlatıyor. Dias’ta ilk aşkı, Gagavuzlar’ın göç hikâyesini ya da Karadeniz’in mitolojik denizkızlarını okudukça Akçakoca’nın sıradan bir sahil kasabası olmadığını fark ediyorsunuz. Burada geçmiş, bugüne sürekli dokunuyor; tarihin sesi, dalgaların sesiyle birbirine karışıyor.
Bir Sahil Kasabasının Zamansız Hikâyeleri
Akçakoca’da zaman farklı akar. Gözlerinizi bir an kapatsanız, yüzyıllar öncesine ışınlanırsınız. Şehrin sahillerinde, falezlerin ardında kaybolan güneş ışıkları, Peleus ile Thetis’in aşkına tanıklık etmiş gibi parlar. Dias’ta geçen efsaneler, yalnızca bir masal değil, insanlığın duygularını bir kez daha keşfetmesinin bir yoludur.
Her ne kadar küçük bir kasaba gibi görünse de Akçakoca, büyük hikâyelerin ev sahibidir. Cenevizliler ’den Oğuz Türkeri’ne, Osmanlı’nın ayak izlerinden Karadeniz’in hırçın dalgalarına kadar pek çok iz taşır. Bu coğrafyada her taş, her ağaç bir anının, bir hikâyenin tanığıdır. Tarih boyunca burada yaşamış insanların hayalleri, mücadeleleri ve aşkları, bugüne kadar yaşamaya devam eder.
Aşkın Şehri: Akçakoca
İbrahim Bilgin’in eserindeki en dikkat çeken nokta, Akçakoca’nın bir “aşk şehri” olarak anlatılmasıdır. Aşk, burada sadece insanlar arasında yaşanmaz; doğa ve insan arasında da bir bağdır. Akçakoca’nın denizi, dağları ve tarihi dokusu, insana sürekli sevgi fısıldar. Yazarın, kendi hikâyelerinde çocukluğundan bugüne duyduğu aşkı dile getirmesi de bu sebepten anlamlıdır.
“Doğduğumda anneme, büyüdüğümde babama âşık oldum. Evlendim, eşime ve çocuklarıma âşık oldum. Ama her şeyden çok, Akçakoca’ya âşık oldum,” der İbrahim Bilgin. Bu satırlarda sadece bireysel bir sevgi değil, şehre duyulan kolektif bir aşk saklıdır. Burada yaşamak, Akçakoca’nın ritmine kendini bırakmak demektir.
Mitlerden Günümüze Yolculuk
Efsaneler Akçakoca’nın dokusunda derin bir iz bırakmıştır. Gagavuzlar’ın hikâyesi, Hellespontos’ta geçen mitler ya da Mariandynler’in antik hikâyeleri, bu toprakların kadim bir geçmişe sahip olduğunu gösterir. Akçakoca’nın sahillerine yanaşan eski teknelerin hışırtısı, bu kadim hikâyeleri bize taşır gibidir. Ancak Akçakoca sadece geçmişe saplanıp kalmaz. Modern hayatın dokunuşlarıyla zenginleşen bir yapısı vardır. Bu zenginlik, yazarın “Akçakoca’ya hizmet etmenin ulvi bir sorumluluk olduğuna inanan” yaklaşımında da görülür. Çünkü bu şehir, yalnızca doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda insanı içine çeken kültürel dokusuyla da bir yaşam alanıdır.
Bugün, Akçakoca bir yandan geçmişin izlerini taşırken, diğer yandan geleceğe adım atan bir şehir. Düzce’ye bağlı bu güzel sahil kasabası, yerel halkın sıcaklığı, tarihi dokusu ve turizmle gelişen altyapısıyla dikkat çeker. Sahil boyunca yürürken, çocukların şen kahkahalarını duyabilir, esnafın samimi sohbetlerine kulak misafiri olabilirsiniz. Ama Akçakoca’da yalnızca yüzeyde kalmamalısınız. Sahil şeridinden dağlara doğru yürüdüğünüzde, Akçakoca’nın doğa harikalarına tanık olursunuz. Ormanların arasında kaybolan patikalar, kuş sesleriyle şenlenir. Burada insan, kendini doğanın bir parçası olarak hisseder.
Akçakoca’ya Davet
Sevgili okur, eğer bir gün yolunuz Karadeniz’in bu mütevazı şehrine düşerse, onun ruhunu anlamaya çalışın. Yalnızca gözlerinizle değil, kalbinizle de bakın. Çünkü Akçakoca, sadece görülecek bir yer değil, hissedilecek bir hikâyedir. Burada aşk, doğanın yeşilinde, denizin mavisinde ve tarihin gölgesinde saklanır. Ve Akçakoca’yı keşfeden herkes, kendisini de yeniden keşfetme fırsatı bulur. Çünkü bazen en güzel hikâyeler, kendinizi bulduğunuz o küçük şehirde başlar.
ELİF GÜNAL KİMDİR?
İbrahim Bilgin’in daha önce yayın hayatına kazandırdığı “Küçük Şehrin Büyük Hikayesi Akçakoca” Kitabının editörü olan Elif Günal, Edebiyat dalında yüksek lisans yapan kıymetli bir yazardır.
“TOPAĞACI” isimli kitabı ile edebiyat dünyasında adından söz ettiren yazarın yorumlarını keyifle okuyacaksınız.
