fbpx

Akçakoca Haberleri

KÖŞE YAZILARI

İbrahim Bilgin’in kaleminden… ”Ekonomi olmazsa devlet olmaz!”

İbrahim Bilgin’in kaleminden… ”Ekonomi olmazsa devlet olmaz!”

MEHMET ŞİMŞEK VE EKONOMİ

Ekonominin ne demek olduğunu üniversitede öğrendim.

1977 yılıydı. Makro ekonomi dersinin hocası Prof. Dr. Mustafa Altıntaş:
‘’Çocuklar, dünyada iki tane ekonomik sistem bulunur. Biri kapitalist, diğeri sosyalist ekonomik sistemdir.” diyerek başlamıştı derse.

” Biz hangisi uyguluyoruz?” diye sorunca:

“Karma ekonomik sistem.” demişti.

Uzun yıllar karma ekonomik sistem uyguladık.

Kapitalist olduğumuzu ispat etmek istercesine ithalat kapılarını sonuna kadar açtık. Hatta AB üyelerine gümrük muafiyeti bile tanıdık.

Teknolojmiz olmayınca, tarım ürünleri ihraç ederek bu açığı kapatmaya çalıştık.

Kapanması mümkün olmayan cari açık için borç aldık. Sonra da emir!

Ürettiğimiz tarım ürünlerini işlemek ve depolayabilmek için kooperatifler kurarak sosyalist sisteme ayak uydurmak istedik.

Bu ürünleri işleyebilmek için sermayesi milletin vergisinden sağlanan fabrikalar kurduk.

Devletin kontrolünde kurulan şeker, pamuk, dokuma, şişe cam gibi fabrikaların yönetimleri, kurulan hükümetlerin yetkisinde olunca, arpalık olarak kullanılmasının önüne geçemedik.

Kıvrana kıvrana aldığımız bu yol sonucu bir türlü gelişemedik.

Çöken ekonomik yapıyı darbelerle gizledik. Milleti sindirerek, küreselcilerin arzu ve isteklerini halka yedirdik.

1980 yılına geldiğimizde anlaşıldı ki, tarafı belli olmayan bertaraf oluyor.

Başbakanlık müsteşarı Sayın Turgut Özal tarafından açıklanan 24 OCAK KARARLARI ile “Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir.” Felsefesiyle tarif edilen, kapitalist ekonomik sistemi uygulamaya karar verdik.

Sosyalist yapıların kendi haline bırakıldığı bu dönemde, Rahmetli Başbakan Turgut Özal 1987 yılı için “İhracat hedefimiz 10 milyar dolar.” dediğinde, sosyalizmi savunanlar “Başbakan hayal görüyor.” diye manşet atmıştı. (2023 yılı toplam ihracatımız 255 milyar dolar.)

O gün bugün ekonominin sıkı takipçisi
oldum.

Ekonominin tam ortasında Serbest Muhasebeci Mali Müşavir mesleğim ile kendimi geliştirdim.

Mevcut yasalarımız gereği memurların siyaset yapmaları yasak olduğu için, eğitimli insanlar içerisinde sadece serbest meslek sahibi olanlar aktif siyaset yapabilme imkanı buluyor.

Yani muhasebeciler, avukatlar, dişçiler, doktorlar gibi.

Bu sebeple her dönem aktif siyasetin içinde oldum.

Çoğu kez, köy dedikodularının, arka mahalle manevralarının, gizli etnik grupların kurbanı olsam da, güzel hizmetler yapma imkanları da buldum.

Bu dönemde birçok siyasi aktör ile tanışma fırsatı yakaladım.

Bunlardan biri de Ekonomi Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek oldu.

Kendisiyle Akçakoca’da tekne gezisi yaptık. 5 kişilik küçük bir grupla 5-6 saat bir arada samimi ve içten sohbet ettik.

Kendisini çok iyi yetiştirmiş, son derece mütedeyyin, güzel ahlak sahibi ve konusunun uzmanı tam bir Anadolu insanı olan Sayın Şimşek, gönlümün en mutena köşesinde yer etti.

Sorularıma verdiği net ve somut cevaplardan çok etkilendim:

“Kontrol edemediğiniz hiçbir şey sizin değildir. Dünyanın en güzel sistemini kurun, kontrolünüz altında değilse sonuç alamazsınız.” sözünü hayatımın her alanında referans aldım.

O günden bugüne, kendisini yakından takip ettim. Güvenle izledim.

Ak Parti’nin oy kaybına uğradığı bu dönemde ekonominin emin ellerde olmasından son derece mutluyum.

Umarım, ekonominin düzene girmeye başladığı bu dönemde, Türk milletinin refahı ve mutluluğu için atılan adımların kurumsallaşarak yürümesi için gerekli uygulamalar yapılır.

Bu arada ‘’Bittik, battık, öldük!’’ diyenlere de bir çift sözüm var.

Dünyanın her yerinde ve her döneminde fakir ve zengin olmuştur.

Bunlar antik dönemde aristokratlar ve köleler, İslami dönemde zekât veren ve alanlar, bugün ise devletin eline bakanlar ve devlet yatırımlarını yapanlar olarak tanımlayabiliriz.

Tüm bu sistemlerin içinde önemli olan, orta direktir.

Çiftçi, esnaf, işçi ve memurdur.

Sürekli üreten bu gruplar, enflasyon yükselirken büyürler.

Çünkü kolay borçlanırlar. Sürekli ödemeleri olsa da gelirleri de enflasyon oranında arttığı için ödemekte zorlanmazlar.

Karşılığı olmayan bu fiktif artış balon gibi büyür. Yani elinizdeki varlığın değeri yükselir.

Ancak bir gün gelir, yarı fiyatına satmaya kalksanız bile, alıcı bulamazsınız ve ekonomi komple çöker.

Bunun en net örneği, dünyada yaşanan mortgage krizidir.

Ancak enflasyon düşerken bu tam tersine döner.

Borçları ödemekte zorlanırsınız. Yeni borç bulamazsınız. Beklentileriniz zayıflar. Yani bırakın yeni varlık sahibi olmayı, mevcut sermayenizden yemek zorunda kalırsınız.

Eğer gerekli direnci gösterebilirseniz, sonucunda ne yaptığını bilen mutlu insanlar olursunuz.

O nedenledir ki, yüksek enflasyonun hızlı bir şekilde düşmesi ekonomik dengeleri de bozar. Orta direğin yıkılmasına neden olur.

Hükümetin açıklamış olduğu Orta Vadeli Plan, ekonominin rayına oturabilmesi için, sürecin sürdürülebilirliği açısından 3 yıla yayılarak hazırlandığı görülmektedir.

Demem o ki, bu zor süreci atlatabilmek için ekonomik harcama ve yatırımlarımızı yaparken azami tasarruf ederek hareket etmeli, orta vadeli programa sahip çıkmalıyız.

Unutmayalım ki hepimiz aynı gemideyiz ve güvenli sulara da hep birlikte ulaşacağız.

Saygıyla…

Yazar

Tolga Hünkar

Akçakoca Haberleri Yazarı