fbpx

Akçakoca Haberleri

SAĞLIK

”KAN VER HAYAT BULSUN” Mihrişahgül Çağlayan’ın kaleminden…

”KAN VER HAYAT BULSUN” Mihrişahgül Çağlayan’ın kaleminden…

Bütün dünyada ve ülkemizde en ölümcül hastalıklardan birisi olan kan kanseri (lösemi) tedavisi gören çocuk sayısı son yıllarda çarpıcı bir şekilde artmaya devam ediyor.

Sapanca MYO Medya ve İletişim öğrencisi Mihrişahgül Çağlayan habercilik dersi kapsamında bu hastalığı araştırdı. Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Doç. Dr. Mehmet Fatih Orhan hastalık ve tedavisiyle ilgili soruları cevapladı.

Soru 1: Sizi tanıyabilir miyiz?

Merhaba, ben Mehmet Fatih Orhan. Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi uzmanıyım. Çocukların kan hastalıkları ve kanserleriyle ilgileniyorum. Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesiyim. Sağlık Bakanlığı ile ortak kullanım protokolü çerçevesinde geçici olarak Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalışıyorum.

Soru 2: Lösemi nedir?

Halk arasında kan kanseri ve kemik iliği kanseri olarak bilinir. Kan hücrelerimiz kemik iliğinde üretilmektedir. Tüm kanserlerde olduğu gibi bazı hücrelerin fren mekanizması bozulduğu için kendilerini sınırsızca bölmeye başlarlar. Lösemi de kan hücrelerinin kanser hastalığıdır.

Soru 3: Hastalığın nedenleri nelerdir?

Bu hastalığın ortaya çıkmasının 2 nedeni var. Birincisi genetik eğilim, ikincisi, yaşam tarzı. Genetik yapımızı değiştirme gücümüz şimdilik yok ama yaşam tarzımızı sağlıklı hale getirebiliriz. Paketli gıdalar, saç kurutma makineleri, cep telefonları, Wifi, yüksek gerilim hatları ile mikrodalga fırınlardan uzak durmak elimizde.

Soru 4: Löseminin belirtileri nelerdir?

Çocuklar genelde halsizlik, vücudunda morarma, eklem ağrısı, nedeni bulunamayan veya tedaviye cevap vermeyen ateş ile gelirler.

Soru 5: Tetkik süreci nasıl işliyor?

Hemogram adı verilen bir test yapılıyor. Bu testte kan hücrelerinin analizleri mevcut. Burada şüpheli bir buldu varsa çocuktan alınan kan bir cam üzerine yayılarak boyanıyor ve mikroskopta inceleniyor. Yapılan incelemede lösemi hücreleri görüldüğünde kemik iliğinden örnek alınarak kesin tanı konuluyor. Erkek çocuklarında testislere yayılma durumu ultrason ile test ediliyor. Beyne yayılma riski de var. Beyin omurilik sıvısı alınarak mikroskopta inceleniyor. Yayılma söz konusu ise kemoterapiyi belden iğneyle omuriliğe direkt enjekte edilir. Bu işlem çocuklar uyutularak protokollerin öngördüğü sürelerde kontrol amaçlı da yapılır.

Soru 6: Tedavi süreci nasıl ilerliyor?

Bu hastalığın toplamda 2 yıl süren bir tedavisi var. Bu süreçte kemoterapi denen ilaçları alıyorlar. Kemoterapi ilaçlarının diğer ilaçlardan farkı, hızlı bölünüp olmaması gereken hücreleri yok edebilmesidir. Yaklaşık 6 ay boyunca hastanede kalıyorlar. Bu süre içerisinde hangi zamanlarda hangi ilaçlarla kombine edilip verilmesi gerekiyorsa o şekilde tedavi uyguluyoruz. Kalan 1,5 yılda da polikliniğe gidip gelerek tedavileri sürüyor.

Soru 7: Başka tedavi yöntemleri var mı?

Kök hücre tedavisi var fakat bu tedaviyi yüksek riski varsa uyguluyoruz. Löseminin standart, orta ve yüksek risk olarak 3 evresi var. Yüksek risk evresindeki çocuklara nakil uygulanıyor. Nakiller de genellikle kardeşten yapılıyor.

Soru 8: Löseminin tekrarlama riski var mı?

Evet, var. İlaç tedavisi uygulandıktan sonra da kemik iliği naklinden sonra da tekrar edebilir. Fakat bu durumla çok şık karşılaşmıyoruz. Risk grubuna göre %20 gibi nüksetme oranı vardır.

Soru 9: Kemoterapi ilaçlarının yan etkileri nelerdir?

Kemoterapi ilaçları yalnızca kan hücrelerinde değil bütün hızlı bölünen hücrelerde etkisini gösterir. Bunun sonucunda saç dökülmesi ve ağız içinde yaralar oluşması gibi sorunlar meydana gelir. Hastalık nedeniyle zaten var olan lökosit üretilme problemi üzerine kemoterapi ilaçlarının etkisiyle bağışıklık hücreleri de zarar görür. Bağışıklığı oldukça düşen çocuklar çok hassas hale gelir. Bunların yanı sıra kalbe, karaciğere ve böbreklere de zarar verebiliyor. Fakat her gün yapılan testlerle bunlar öngörülerek oluşabilecek zararlar ilaçlarla önlenebilmeye çalışılıyor.

Soru 10: Enfeksiyon riski için hangi önlemler alınıyor?

Dışarıdan herhangi bir hastalık kapmamaları için hem kendilerine hem de çevresindeki insanlara maske takılıyor. Bunun dışında koruyucu dozda antibiyotikler veriliyor. Kalabalık ortamlarda bulunmamaları, ziyaretçilerin azaltılması, temiz ve ısıtılmış yiyeceklerle beslenmeleri gibi tedbirlerle bu risk minimize edilmeye çalışılıyor. Okul çağındaki çocukların evde eğitim almaları sağlanarak okul gibi kalabalık yerlerin riskinden uzak tutuluyor.

Soru 11: Beslenme ve hijyenin tedavideki rolü nedir?

Isı çoğu mikrobu öldürecek bir etken olduğundan yiyeceklerin ısıtılarak verilmesi gerekiyor. İçerisine mikrobun nüfuz etmesi çok zor olduğundan kabuklu meyveler yenilmesi gerekiyor. Çocuk kabuksuz bir meyve tüketmek istediğinde sirkeyle temizlenip üst yüzeyi biraz soyulduğunda yenebilecek hale geliyor. Dolayısıyla belirli bir beslenme listesi yok. Verilen gıdadan çok temizliği ön planda tutulması gerekiyor. Hijyen açısından da hemşirelerimizden eğitim alıyorlar. Ağız hijyenleri ve çocuğun temiz bakılması konusunda annelere büyük görev düşüyor.

Soru 12: Erken teşhisin önemi nedir?

Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) olarak adlandırılan bu hastalığın bulguları akut kelimesinin anlamıyla kısa süre içerisinde bulgu veriyor. Bu da birkaç gün ile hafta içerisinde tanı almasını sağlıyor. Dolayısıyla geç fark edilmesi gibi bir durum pek söz konusu değil.

Soru 13: Donör olmak isteyenler nereye başvurmalı?

Son 5 10 yıldır Kızılay ve Sağlık Bakanlığı TÜRKKÖK isimli bir proje başlattı. Kızılay’a kan vermeye giden her kişiye kök hücre vericisi olup olmak istemediği soruluyor. İstediği takdirde 2 tüp fazladan kan alınıyor ve doku gruplarının tayini yapılıyor. Devlet bu bilgiyi kaydediyor ve saklıyor. Çocuk kanser olduğunda kardeşinde ya da ebeveyninde tutmadığında müracaat edilen yer TÜRKKÖK oluyor. Türkiye içerisinden uyumlu birisi çıktığında oradan nakil yapılıyor. Dünya Kemik İliği Bankası’na üye olduğumuzdan dolayı Türkiye içerisinden uygun verici bulunamadığında yurt dışından da kök hücre vericisi imkanını devlet SGK aracılığı ile sağlamaktadır.

 Soru 14: Çocuklar bu süreçte eğitim desteği alıyorlar mı?

Alıyorlar. 2 tane öğretmenimiz var. Devlete bağlı en yakın ilkokulun bir sınıfı hematoloji onkoloji servisinde bulunuyor. Lösemi tedavisi yalnızca çocukların damarlarına enjekte ettiğimiz ilaçlar değildir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlığın tanımını “Sağlık; bedenen, ruhen ve sosyal olarak tam iyi olma halidir.” şeklinde yapmıştır. Dolayısıyla çocukların sosyal yaşantısının da sağlıklı olması gerekiyor. Bu yüzden bu süreçte çocuklarla oyunlar oynanıyor, resim çizme gibi etkinlikler yapılıyor, aksayan eğitim hayatlarının devam etmeleri sağlanıyor. Evdeki kardeşleri ile yaşantısının eskisi gibi devam etmesi için de en ufak boşlularda çocuklar taburcu edilmekte odalarındaki hayatlarına devam etmeleri sağlanmaktadır.

Ülkemizde lösemili çocukların tedavisi Avrupa standartlarında yaklaşık 40 merkezde yapılıyor. Doç. Dr. Mehmet Fatih Orhan, Kızılay’a fazladan verilen yalnızca 2 tüp kan ile kök hücre vericisi olunabileceğini belirtti. Gönüllülük esaslı yapılan bu işlem sonrası TÜRKKÖK aracılığı ile gerek kendi yakınlarına gerekse diğer Türk vatandaşlarına hayat verilebileceğini, Dünya Kemik İliği Bankası’na üye olduğumuzdan dolayı bağışlanan kök hücreden tüm dünyanın faydalanabileceğini ekledi.

(Fotoğraf 1: Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Doç. Dr. Mehmet Fatih Orhan, Sapanca MYO öğrencisi Mihrişahgül Çağlayan)

 

Yazar

Tolga Hünkar

Akçakoca Haberleri Yazarı

Yorum Yap